Ender Pansiyon

KIYIKÖY

İmparator Neron, Trakya Valisi olduğu yıllarda o zamanki adıyla Salmydessos’a sayfiyeye gelirdi. Köyün girişindeki kapı o çağlardan kalma Bizans eseridir. Köy çevresinde sur kalıntılarına rastlamak mümkün. Daha sonraki yüzyıllarda Midye adını alan köye (Bu ismin kimler tarafından verildiği bilinmiyor) balıkçılıkla geçinen Rumlar yerleşmiş. Köyde şu anda Selanikli Türkler yaşa-makta. En önemli ve tek sayılabilecek yapısı “Aya Nikola Manastırı”. Kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş manastır hakkında pek bilgi yok. Bir sava göre Cenevizlilerden kalma imiş. Manastır oldukça bozulmuş. Taş sütunlar erimiş, içeride belli belirsiz mezar kalıntıları var. Kanlı havuz diye adlandırılan bölüm, taş parçalarıyla dolu. Bu havuzda, Hıristiyan din adamlarınca suçlu bulunan kimseler, boğularak öldürülüyormuş. İstanbuldan 164 km. Uzaklıkta olan Kıyıköy’e, Edirne (TEM) yolunu izleyerek Çerkezköy ayrımından Saraya sapıp bol virajlı yolu izleyerek gidilir. Gezilip görülmeye değer bir mekan.

Betonlaşmış, kirlenmiş kent hayatından yorulduysanız, el değmemiş,bozulmamış güzellikler arıyorsanız, rotanızı Kıyıköy’e çevirin. Karadeniz’in haşin dalgalarına tepeden bakan bir köy burası. Daracık sokakları, denize kavuşmaya çalışan minik dereleri, her dem taze balıkları, tarihi yapıları ile Kıyıköy İstanbulluların nefes aldığı bir yer.

Kadim zamanlardan kalma, eski bir balıkçı beldesinde hafta sonunuzu geçirmeye ne dersiniz?
Kırklareli;nin Vize ilçesine bağlı, Trakya;nın Karadeniz kıyılarında yer alan Kıyıköy;den söz ediyorum.
Zamanın dışına çıkılan, orada kaldığınız sürece saat tik taklarının hiç bir anlam ifade etmediği bu şirin balıkçı kasabasının keyfini çıkartmak için, doğrusu tek bir hafta sonu da yetmez.
Bu güzelliği bir kez keşfettiniz mi; artık bir Kıyıköy tiryakiliği başlayacak, her fırsatta otomobillerinizin yönü, bu beldeye doğru defalarca yönlenecek demektir.
Trakya valisiyken Neron;un bile, o zamanki adıyla Salmidoses;e çoğu zaman sayfiyeye gelirmiş.
Tarihi, doğası ve lezzetli deniz ürünü çeşitlerinin yanı sıra, bu şirin belde fotograf meraklıları için de müthiş konu zenginlikleri içeriyor.
Yaz ve bahar aylarında pırıl pırıl denizi ve kumsalı ile dere boylarındaki salkım söğütler altında piknik yapmanın da bir hafta sonu seçeneği olarak, sizi beklediğini bu soğuk kış günlerinde unutmadan hatırlatmış olalım.
Antik çağlardan, günümüze kadar gelen bir yerleşim merkezi olan Kıyıköy;ün; en büyük özelliği doğa ile tarihi birbiriyle buluşturmasıdır.
Papuç ve Kazan derelerinin arasında yükselen bir tepede yer alan Kıyıköy, mavi ile yeşilin iki sevgili gibi ele ele tutuştuğu bir yerdir.
Karadeniz;in dalgalarına hafif yüksek tepeden bakan Kıyıköy;ün girişindeki kemerli saray kapı, günümüze kalan bir Bizans eseridir. Kıyıköy;ün çevresinde Salmidoses;tan kalma sur kalıntılarına rastlayabilirsiniz.
Salmidoses, ileriki yüzyıllarda nasıl olmuş, kim nasıl yakıştırmış bilinmiyor ama, Midye adını almış.
Balkan Savaşı;ndan sonra, yerlerinden yurtlarından edilen Selanikli Türkler;in yerleştirildiği bu şirin balıkçı kasabası, yakın zamanlara kadar Midye adıyla anılırken,
ona günümüzde Kıyıköy denilmeye başlanmış;

Tepeden bakınca, kendinizi üstünde kanat çırpan martı gibi hissettiğiniz balıkçı limanı, eski zamanlarda Karadeniz;in hırçın dalgalarından kaçan korsan teknelerinin sığındığı bir doğal bir limanmış.
Bu küçük koy, şimdi Kıyıköylü balıkçıların yanı sıra, Sarıyerli balıkçıları da sezon boyunca ağırlıyor.
Açık denizlerde avlandıktan sonra bu limana demirleyen alamanalardan indirilen mevsimine göre palamut, kalkan, kalkan, mezgit, tekir, barbunya, karagöz, hamsi balığı ile derelerde tutulan kefal ve alabalık çeşitlerini, hemen tepede yer alan salaş balıkçı restoranlarında taze taze afiyetle yiyebilirsiniz.
Bu mevsimde de bence yapılacak en güzel şeylerin başında gelir.
Yaz aylarında ise Papuçdere;nin kavisli akışıyla oluşan, Fethiye;nin ünlü Ölüdeniz kıyısındaki Kumburnu;na benzeyen, dairesel kumsal, deniz severlerin akınına uğruyor.
Erik ve badem ağaçlarının çiçek açmaya başladığı bahar aylarından itibaren bu derede kiralayacağınız sandallarla gönlünüzce gezinebileceğiniz gibi, meraklıları da isterlerse tatlı su balıkları için oltalarını atacak sakin ortamları bulabilirler.
Sadece fotografçılar değil resim yapmak, şiir ve roman yazmak gibi sanatsal uğraşılarla uğraşanlar da, taze kır kokusu içinde, suların esintisiyle seripleyip, kuşlarının cıvıltısı dinleyecek dingin ortamları bulabilirler.
Kıyıköy;e hangi mevsim gidilirse gidilsin, önüne kadar otomobille ulaşabileceğiniz Aya Nikola manastırını mutlaka görüp gezmelisiniz. Hakkında pek bilgi bulunmakla birlikte günümüzde kaderine bırakılan manastırın kayalara elle oyularak yapıldığı tahmin ediliyor.
Manastırın içinde bulunan Kanlı Havuz ile ilgili olarak da, halk arasında bir söylenti dolaşıyor.
Bu söylentiye göre; Hıristiyan din adamlarınca yargılanıp suçlu bulanan kimseler, bu havuzda boğularak öldürülürmüş. Kanlı havuz adı da işte buradan gelmekteymiş.
Aya Nikola Kaya Manastırı;nın 6;ıncı yüzyılda Jüstinyen döneminde yapılan, önemli bir yapı olduğu biliniyor.

Derelerin kavisli akışıyla oluşan dairesel kumsal, yaz aylarında kampçı ve deniz severlerin gözdesi. Aynı kıyıda yer alan, önüne dek araçla gidebileceğiniz, kayalara oyularak yapılmış mağara kilise de bir başka görülmesi gereken antik kalıntı. Şehir suları, tipik köy evleri, dantel gibi işli Karadeniz kıyıları, görebilecekleriniz arasında.
Şayet gezinizi yaz aylarında yapmayı planlıyorsanız, ne tarafa aktığı belli olmayan durgun derelerde kiralayabileceğiniz bir sandalla kuş ve kürek sesi eşliğinde tekne gezisine çıkabilir, derelerde balık tutabilirsiniz. Bölgede piknik yapabileceğiniz küçük şelale ve dere kenarı gibi uygun ortamlar da bulunuyor.

Fotoğraf çekmek, resim yapmak gibi sanatsal uğraşlara meraklı olanlar da kendilerine uygun yerler bulabilir. Tüm geziniz sırasında denize yüksekten bakan restoranlarda günlük deniz ürünlerinin lezzetini tadıp, Kartaltepe’den Kıyıköy’ün seyrine doyum olmayan manzarasına, dağların arkasından batarken moraran güneşin son ışıklarına bakarak çay bahçelerinde yorgunluk atabilirsiniz.

Kıyıköy Gezilecek Yerler

Antik çağlardan bu yana yerleşim merkezi olan Kıyıköy, Trakya’nın Karadeniz sahilinde olup, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı.Yöre, İstanbul’a 164 km, uzaklıkta, ulaşımı kolay huzurlu bir tatil beldesi. Kıyıköy’de doğaya ve tarihe yolculuk yaparak farklı bir haftasonu geçirebilirsiniz.
İstanbul’un yanıbaşında Karadeniz sahilinde yer alan Kıyıköy, temiz havası, bozulmamış mimari dokusu, eşsiz güzellikteki doğası, leziz deniz ürünleri ile dikkat çekiyor. Yılın ikinci ve üçüncü ayında başlayıp, dördüncü ayına kadar devam eden ve lezzetli balıklar listesinde üst sıralarda yer alan kalkan balığı ile ünlü. Kıyıköy’de hem doğaya, hem tarihe yolculuk yaparak farklı bir haftasonu geçirebilirsiniz.

Antik çağlardan bu yana yerleşim merkezi olan Kıyıköy, Trakya’nın Karadeniz sahilinde, Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı. Koruma altındaki Kıyıköy, İstanbul’a 164 km. uzaklıkta şirin, huzurlu, sakin bir tatil beldesi.
Her iki yanından akarak denize ulaşan “Pabuç” ve “Kazan” adlı derelerin arasında yarımada gibi uzanan yüksek bir tepede yer alan Kıyıköy, çarpıcı coğrafyasıyla ilgi çekiyor. Karadeniz’in hırçın dalgalarıyla oyulan kıyı kayaların kimisi anıt kaya olarak, kimi de derin mağaralar olarak göze çarpıyor. Bir zamanlar korsan teknelerin saklandığı koylar içindeki dev mağaralar günümüzde de ziyaretçilerin akınına uğrarken, Kartaltepe’den görünen manzara ziyaretçileri büyülüyor. Derelerin kavisli akışıyla oluşan dairesel kumsal, yaz aylarında kampçı ve deniz severlerin gözdesi. Aynı kıyıda yer alan, önüne dek araçla gidebileceğiniz, kayalara oyularak yapılmış mağara kilise de bir başka görülmesi gereken antik kalıntı. Şehir suları, tipik köy evleri, dantel gibi işli Karadeniz kıyıları, görebilecekleriniz arasında.
Şayet gezinizi yaz aylarında yapmayı planlıyorsanız, ne tarafa aktığı belli olmayan durgun derelerde kiralayabileceğiniz bir sandalla kuşların korosu ve kürek sesi eşliğinde tekne gezisine çıkabilir, derelerde balık tutabilirsiniz. Bölgede piknik yapabileceğiniz küçük şelale ve dere kenarı gibi sakin ortamlar da bulunuyor. Fotoğraf çekmek, resim yapmak gibi sanatsal uğraşlara meraklı olanlar da kendilerine uygun yerler bulabilir. Tüm geziniz sırasında denize yüksekten bakan restoranlarda günlük deniz ürünlerinin lezzetini tadıp, Kartaltepe’den Kıyıköy’ün seyrine doyum olmayan manzarasına, dağların arkasından batarken moraran güneşin son ışıklarına bakarak çay bahçelerinde yorgunluk atabilirsiniz.

MAĞARA MANASTIRI
9. yüzyılda yapılan ve Bizans döneminin dini eserleri arasında yer alan bu manastır, kayalara oyularak inşa edilmiş. İlçenin kuzeybatısındaki vadinin yamacında yonca planlı bir şapel, tek nefli büyük planlı bir kilise ile bunun yanında düzensiz yerleştirilmiş odalar, mezar şapeli ile düzgün hücrelerden oluşan kompleksin duvarlarında kazınmış haçlar, bazı resimler, çeşitli kabartmalar bulunuyor. Kıyıköy ortaçağ Salmydessosu ‘nun surla çevrili alanı içinde yer almış doğusu Karadeniz’e, kuzey ve güneye bakan yamaçları dere vadisine dimdik inerken, sadece batı yönü geçit vermiş antik kentin surları, ilk kez Lustirianus döneminde 6. yüzyılda yapılmış. 9 ve 10. yüzyılda da onarım görmüş. Duvar yüksekliği yer yer 6 metreyi bulan surların kalınlığı ise 2.20 metre.
Kıyıköy’de zaman
Trakya’da ki nefes borusu Kıyıköy, Ağva’yı anımsatan dereleri ile İstanbulluların gözdesi oldu. Kıyıköy’e ilk kez geliyorsanız Karadeniz kıyılarını seyretmek başlı başına bir zevk, kayalara vuran dalgalardan etrafa saçılan su zerrecikleri beraberinde taşıdığı iyot ve deniz kokusu ile serinletiyor. Kıyıköy’ün her iki tarafında uzanan kum plajlar, kampçıların, günübirlik tatilcilerin deniz özlemini giderirken sessizce akan dereler türlü çeşit alternatifler sunuyor.
Benzerliği ve aktiviteleri ile Ağva derelerini anımsatan Kıyıköy dereleri henüz bakirliğini kaybetmemiş. Her iki tarafında yer alan sık ağaçlar kuşlara ev sahipliği yaparak, dereyi gezmeye gelenlere eşsiz güzellikler sunarken, kuşlar verdikleri resitallerle konukları ağırlıyorlar. Kıyıda bulunan kiralık deniz bisikletlerinden birine binip başlıyorsunuz durgun derede pedal çevirmeye. Yemyeşil ortam, su sesi ruhunuzu dinlendiriyor. Orman içindeki dere geziniz boyunca dipte ve kıyılarda su yüzüne çıkanlar ile çıkmaya çalışan geniş yapraklı bitkiler net olarak görülüyor, su yüzeyine yayılan yapraklarda, nilüfer çiçekleri yanında güneşlenen su kaplumbağaları, kurbağalar birkaç metre yakınlarına kadar yaklaşmanıza izin veriyorlar. Saati 10-15 TL den kiraladığınız 4 oturma yeri olan deniz bisikletinizi veya kiralık sandalınızı bir kıyı ağacı yanına çekip bu huzuru istediğiniz kadar seyredip yaşayarak, iliklerinize kadar dinlendiğinizi hissediyorsunuz. Yanınıza atıştırılacak bir şeyler aldıysanız mutluluğunuz daha da katlanıyor. Şimdi deniz seviyesinden tekrar köye çıkıyoruz. Kıyıköy sokaklarında ki çeşitli restoranlar zaten acıktırıp, iştahınızı kabartan balık tava kokuları yayarak tok olsanız bile bu hissi unutturup aklınızı çeliyorlar. Biraz önce Kartal Tepesindeki çay bahçesinden kumsalı seyrettiyseniz, bu defa da balıkçı barınağına bakarak bir mola vermek isteyebiliyorsunuz. Dalgakıran içinde yer alan tekneler “Resmimi yap, fotoğrafımı çek” dercesine manzaranızı renklendiriyor, günümüzde nadiren görülen “Kancabaş Burunlu” olanlar modelleriyle ilginizi çekmeyi başarıyorlar. Araçla dolaşıyorsanız liman içinde tam bir tur atabiliyorsunuz veya yürüyüş yapıyorsanız köy’e çıkan patikadan, basamaklardan, burundaki tepeden panoramik seyir imkânı bulabiliyorsunuz. Kıyıköy çevresinde başka doğal güzellikler de gizliyor. Yol üzerinde gelirken fark edeceğiniz sapak bozuk yoluyla Çamlıköy’e (Kastro), bir başka sapak Kasatura Koyuna geçit veriyor. Ben bunların hiç birini aramayayım, beni bir rehber gezdirsin, pansiyonumu bulsun en iyi hangi lokantada yemek yerim söylesin diyorsanız Kıyıköylü bir genç olan Zeki, yıllardır Kıyıköy’e gelen ziyaretçilere rehberlik hizmeti veriyor.
Gsm: 0(537)893 50 63

Editor notu…
Koruma alanı içinde olan Kıyıköy yapılaşmaya karşı özenle korunmuş. Kaçak yapılar, büfeler jandarma gözetiminde yıkılıyor. 1992 yılından bu yana ufak tefek gelişmeler içinde pansiyonlar, restoranlar hizmet imkânlarını, kalitelerini, kapasitelerini artırıp iyileştirmeye çalışmışlar. Kumsalın çok gerisine bir diskotek, dereye doğru bir alana at çiftliği yapılmış. Balıkçı barınağı dalgakıranla daha korunaklı hale gelmiş. Asfalt yol güzergâhı tabelalarla daha rahat kullanışlı olmuş. Yakında Kıyıköy, Ağva kadar ünlü bir başka tatil merkezi olmaya aday hale gelmiş. Değişmeyen özelliklerden biri de ciğerlerinizi tertemiz havayla doldurduğunuz Kıyıköy gününün gecesi deliksiz uyku çekme imkânını yakalamış, yeni güne zinde, biraz daha moralli başlayacak olmanız.